Ana Sayfa  |  İletişim  |  E-Mail | English
VAN VAN FOTOĞRAF GALERİSİ
Van Doğu’da turizmin başkenti olmaya aday. Urartu uygarlığının başkenti oluşu, gölü, kedisi, çok özel mutfağı, kahvaltı salonları, konuksever halkı ile yerli-yabancı gezginlerin aradığı birçok şey var Van’da. Türkiye’nin Doğusunun incisi diye boşuna dememişler Van’a. Neredeyse deniz büyüklüğünde olan ve Vanlıların da gölden çok deniz diye tanımladıkları Van Gölü’nün kıyısında binlerce yıllık bir uygarlığın üzerinde gelişmiş bir kent olması, bugünkü Van’ı her yönüyle çekici kılıyor. İran sınırında ve tarihi ipek yolu üzerinde bulunması, Van’ı her devirde ekonomik açıdan canlı yapmaya yetmiş. Bugünkü Van, modern bir kent görüntüsünde. Geniş bulvarları, meydanları, iş merkezleri ile Van’a tatil ya da iş amacıyla gelmiş ziyaretçiler aradıkları her şeyi bulabilecekler.

 
VAN KALESİ

Şehir merkezine 5 km. uzaklıktadır. Van Gölü kıyısında, ovaya hakim bir kayalık üzerinde kurulmuştur. Doğu-batı istikametinde uzanan kale, 1800 m. uzunluğunda, 120 m. genişliğinde ve yaklaşık 80 m. yüksekliğindedir.

 M.Ö.855 yılında Urartu Kralı I. Sardur tarafından yaptırılan Van Kalesi, İç kale ve Dış Kale olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir. İç kaledeki, Urartu döneminden kalma en önemli yapılar, Sardur (Madır) Burcu, sur duvarları, Urartu kralları Menua ve I. Argişti’ye ait mezarlar, su sarnıcına ulaşan Binbir Merdiven, açık hava tapınağı ve Analıkız olarak adlandırılan iki adet tapınak nişidir.

 Kalenin kuzeybatı tarafında bulunan Sardur Burcu, üzerinde Kral I. Sardur’a ait çivi yazılı bir yazıt bulunmasından dolayı önem taşımaktadır. Asur çivi yazısı ile yazılmış bu yazıt, bilinen en eski Urartu yazıtıdır.

Kalenin önemli diğer bir yapısı da, I. Argişti’ye ait kaya mezarıdır. Hemen bunun dışındaki kaya üzerinde, Urartular’ın günümüze ulaşan en uzun yazıtı olan Horhor Yazıtları bulunur

Kalenin kuzeydoğu tarafında II. Sarduri döneminde yapılmış olan, iki anıtsal niştan oluşan ve bugün halk arasında Analıkız olarak adlandırılan bir açık hava tapınağı yer almaktadır.

Urartulardan Osmanlılar’a kadar yerleşime sahne olan Van Kalesi’e Osmanlı döneminde, iç kale sur duvarları, iki giriş kapısı, cephanelik, ambar, kuleler ve Van’daki ilk İslam eseri olma özelliğini taşıyan Süleyman Han Cami eklenmiştir

 
VAN KEDİSİ

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın 5. büyük gölüdür. Alanı 3764 km²’dir, derinliği bazı yerlerde 100 metreyi geçer. Gölün uzunluğu 125 km.’yi, genişliği 65 km.’yi aşar. Büyüklüğü nedeniyle bölge halkı tarafından “Van Denizi” diye anılır. Nemrut Dağı’ndan çıkan lavların set oluşturması ile oluşan göl üzerinde Akdamar Adası, Çarpanak Adası, Adır Adası gibi adalar bulunur. Suyu tuzlu ( binde 210) ve sodalıdır. Yapılan araştırmalara göre göl suyu deri ve cilt hastalıklarına şifa dağıtmaktadır. Göle hangi mevsimde, hangi saatte gitseniz bir başka renkte görüyorsunuz. Suyun rengi değişip duruyor. Bu şaşırtıcı ve etkileyici değişimin kaynağı hakkında rivayet muhtelif.

VAN GÖLÜ

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın 5. büyük gölüdür. Alanı 3764 km²’dir, derinliği bazı yerlerde 100 metreyi geçer. Gölün uzunluğu 125 km.’yi, genişliği 65 km.’yi aşar. Büyüklüğü nedeniyle bölge halkı tarafından “Van Denizi” diye anılır. Nemrut Dağı’ndan çıkan lavların set oluşturması ile oluşan göl üzerinde Akdamar Adası, Çarpanak Adası, Adır Adası gibi adalar bulunur. Suyu tuzlu ( binde 210) ve sodalıdır. Yapılan araştırmalara göre göl suyu deri ve cilt hastalıklarına şifa dağıtmaktadır. Göle hangi mevsimde, hangi saatte gitseniz bir başka renkte görüyorsunuz. Suyun rengi değişip duruyor. Bu şaşırtıcı ve etkileyici değişimin kaynağı hakkında rivayet muhtelif.

 Van Gölü’nde günbatımı da gündoğumu da muhteşem oluyor. Gittiğinizde hava açıksa ikisini de kaçırmayın. Günbatımını Van Kalesi’nden, gündoğumunu ise Tatvan’dan izleyeceksiniz. Gölün iki yakasındaki Van ile Tatvan arasında yük vagonlarını taşıyan feribotlar çalışıyor. Gevaş iskelesinden Akdamar Adası’na dolmuş motorları çalışıyor. Sahil boyunca yapılaşma saldırısına uğramamış güzel koylar, yeşil bitki örtüsüyle sarılmış kıyılar görülmeye değer.

AKDAMAR ADASI

20 dakikalık zevkli bir motor yolculuğundan sonra adaya ulaşılmaktadır. Üzerinde badem ağaçları bulunan ada eşsiz bir güzelliğe sahip. Adaya yaklaştıkça sivri külahlı kilise kalıntısı dikkat çekiyor. Kilisenin rengi günün hangi saatinde gittiğinize bağlı olarak değişiyor. Kimi zaman sarıya, kimi zaman kırmızıya, kimi zaman da griye çalıyor. Kilisenin yapıldığı andezit taşının bir özelliği bu. Akdamar Adası Kilisesi 915-921 yılları arasında Vaspurakan Kralı I. Gagik tarafından yaptırılmış. Mimarı ise Keşiş Manuel. Kilisenin kuzeydoğusundaki şapel 1296-1336 tarihlerinde, batısındaki Jamatoun 1793 tarihinde, güneyindeki Çan Kulesi 18. yüzyıl sonlarında ilave edilmiş. Kuzeyindeki şapelin tarihi ise bilinmemekte. Haç planlı Kilise, mimarisi kadar dış cephesini saran bitki ve hayvan motifli kabartmalarla da dikkat çekici. Kabartmaları yapan ustalar İncil ve Tevrat’tan sahnelerle günlük olayları anlatmışlar.

MURADİYE ŞELALESİ

Muradiye ilçesine 10 km. uzaklıkta, Bend-i Mahi Çayı üzerinde. Çok yüksekten düşmese de hoş bir görünümü var. Şelale 15-20 metre arasında değişen yükseklikten dökülüyor. Asma köprüsü ve doğal güzelliği ile halkın rağbet ettiği bir mesire yeri.